Sınav bittikten sonra karşına çıkan tercih listesi, aslında sınavın kendisi kadar stratejik önem taşıyor. İyi hazırlanmış bir tercih listesi, elindeki puanı en iyi şekilde değerlendirmeni sağlarken, aceleyle hazırlanmış bir liste iyi bir puanı bile boşa çıkarabilir.
Tercih listesinde sıralama gerçekten önem sırasına göre olmalı — yerleştirme sistemi listeni yukarıdan aşağı tarar ve puanının yettiği en üstteki tercihine seni yerleştirir. Yani "puanım muhtemelen buraya yeter" diye düşündüğün bir bölümü listenin çok altına koymak, ondan daha az istediğin ama puanının daha rahat yettiği bir bölüme yerleşmene neden olabilir.
Tercih listeni sadece geçen yılın taban puanlarına bakarak kurmak riskli, çünkü:
Bazı öğrenciler için şehir önceliklidir (aileye yakın olmak, belirli bir şehirde yaşamak istemek), bazıları için bölüm/üniversite kalitesi önceliklidir. İkisi arasında net bir öncelik sıran yoksa, tercih listeni hazırlarken karar anında sürekli tereddüt yaşarsın. Listeye oturmadan önce kendine "eşit koşullarda hangisi benim için daha belirleyici" sorusunu sor.
Listenin sadece en çok istediğin birkaç bölümden oluşması riskli — beklenmedik bir sonuçla karşılaşman ihtimaline karşı, "gerçekten girebileceğim, kabul edebileceğim" düzeyde yedek seçenekler de eklemek, hiçbir yere yerleşmeme riskini azaltır. Uzun bir liste hazırlamak (ÖSYM'nin izin verdiği üst sınıra kadar) genellikle önerilir; her tercih ekstra bir maliyet getirmiyor, sadece daha fazla olasılık.
Ailenin, öğretmeninin, rehber öğretmeninin görüşlerini dinlemek değerli, ama sonuçta 4 yıl (bazen daha fazla) süreceğin bir bölüme sen gideceksin. Başkalarının önerilerini bir girdi olarak al, ama son kararı kendi önceliklerine göre ver.
Tercih listeni oluştur, sırasını kolayca düzenle, notlarını her tercihin yanına ekle.
Ücretsiz Başla